|
|
|
 |
ÜZERIMDE BÜYÜ VARMI HATTI
0542 733 18 49
Sabah 11:00'den akşam 22:00'a kadar
Adınız Ana Adınız D.tarihiniz Meslek Ve aradığınız İl
Bu bilgileri kısa sms mesaj olarak gönderip Ertesi gün
arayıp sonucunu alabilirsiniz.
Eğer Üzerinizde Büyü yada Nazar çıkar ise Bu konuda
Yardım alabilirsiniz.
Namaz vakitleri aramayiniz persembe 14:00’e kadar arayabilirsiniz..
Yogun bir görüsme trafigin izin verdigi ölçüde sizinle Ömer Efendi görüşebilir.
|
|
| ÖMER EFENDİ'DEN SÖZLER |
|
|
|
|
|
|
HADİSLERDEN BAZILARI |
ABDESTİN FAZİLETLERİ
3551 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah`ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile
kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?``
"Evet ey Allah`ın Resülü, söyleyin!`` dediler. Bunun üzerine
saydı:
"Zahmetine rağmen abdesti tam alımak. Mescide çok adım atmak.
(Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır,
işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır."
Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1,161);
Tirmizi, Tahâret 39, (52); Nesâi, Tahâret 106.
3552 - Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Üzerimizde
develeri gütme işi vardı, (bunu sırayla yapıyorduk.) (Bir
gün) gütme nöbeti bana gelmişti. Günün sonunda develeri kıra
ben çıkarıyordum. (Birgün, nöbetimden dönüşte) Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`a geldim, ayakta halka hitabediyordu.
Söylediklerinden şu sözlere yetiştim:
"Güzelce abdest alıp, sonra iki rek`at namaz kılan ve namaza
bütün ruhu ve benliği ile yönelen hiç kimse yoktur ki
kendisine cennet vâcib olmasın!"
(Bunları işitince kendimi tutamayıp:) "Bu ne güzel!`` dedim.
(Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi:
"Az önce söylediği daha da güzeldi!`` dedi. (Bu da kim? diye)
baktım. Meğer Ömer İbnu`I-Hattâb`mış. O, sözüne devam etti:
"Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce şöyle
demişti:
"Sizden kim abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar,
sonra da: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne
Muhammeden abduhû ve Resûlühü. (Şehâdet ederim ki Allah`tan
başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed
Allah`ın kulu ve Resûlüdür)" derse, kendisine cennetin sekiz
kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan cennete girer."
Ebu Davud`un rivayetinde "...abdesti güzel yaparsa..."
denmiştir.
Tirmizi`nin rivayetinde "....resûlühü (Allah`ın ...Resûlü)"
kelimesinden sonra "Allah`ım, beni tevbe edenlerden kıl,
temizlenenlerden kıl" duası da vardır.
Ebu Davud, Taharet 65, (169); Tirmizi, Taharet, 41, (55).
3553 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mü`min -veya müslüman-
bir kul abdest aldı mı yüzünü yıkayınca, gözüyle bakarak
işlediği bütün günahlar su ile -veya suyun son damlasıyla-
yüzünden dökülür iner, ellerini yıkayınca elleriyle işlediği
hatalar su ile birlikte -veya suyun son damlasıyla-
ellerinden dökülür iner. Ayaklarını yıkayınca da ayaklarıyla
giderek işlediği bütün günahları su ile -veya suyun son
damlasıyla- dökülür iner. (Öyle ki abdest tamamlanınca)
günahlarından arınmış olarak tertemiz çıkar."
Müslim, Tahâret 32, (244); Muvatta, Tahâret 31, (1, 32);
Tirmizi, Tahâret 2, (2).
3554 - Hz. Osman radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim abdest alır ve
abdestini güzel yaparsa hataları vücudundan tırnak diplerine
varıncaya kadar çıkar dökülür.``
3555 - Bir başka rivâyette şöyle gelmiştir: "Hz. Osman
radıyallahu anh abdest aldı ve dedi ki:
"Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın şu benim abdestim
gibi abdest aldığını, sonra da şöyle söylediğini gördüm:
"Kim bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları affedilir,
namazı ve mescide kadar yürümesi de nafile (ibadet) olur."
Buhari, Vudü 25; Müslim, Tahâret 8, (229).
3556 - Amr İbnu Abese es-Sülemi radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Sizden kim abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta
bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve sümkürürse, mutlaka
yüzünden, ağzından, burnundan hataları dökülür. Sonra
Allah`ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, sakalın(ın
bittiği mahallin) etrafından su ile birlikte yüzü ile
işlediği günahlar dökülür. Sonra dirseklere kadar kollarını
yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak
uçlarından dökülür gider. Sonra başını meshedince, başının
günahları saçın etrafından su ile birlikte akar gider. Sonra
topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca, ayaklarının
günahları, parmak uçlarından su ile birlikte akar gider.
Sonra kalkıp namaz kılar, Allah`a hamd ve senâda bulunur,
O`na layık şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah`tan
başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa, annesinden
doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır."
Müslim, Müsâfirin 294, (832).
3557 - Abdullah es-Sunâbihi radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mü`min kul abdest
aldıkça mazmaza yaptı mı (ağzını yıkadı mı) günahlar
ağzından çıkar. (Burnunu sümkürdü mü) günahlar burnundan
çıkar, yüzünü yıkadı mı günahlar göz kapaklarının altına
varıncaya kadar yüzünden çıkar. Ellerini yıkadı mı günahlar
tırnak diplerine varıncaya kadar ellerinden çıkar. Başını
meshetti mi, günahlar kulaklarına varıncaya kadar başından
çıkar. Ayaklarını yıkadı mı, günahlar ayak tırnaklarının
altına varıncaya kadar ayaklarından çıkar. Sonra mescide
kadar yürümesi ve kılacağı namaz nafile (bir ibâdet) olur.``
Muvatta, Tahâret 3 0, (1, 31); Nesâi, Tahâret 3 5, (1, 74);
İbnu Mâşe, Tahâret 6, (283).
3558 - Ebu Ümâme el-Bâhili radıyallahu anh anlatıyor: "Amr
İbnu Abese radıyallahu anh`ı dinledim, diyordu ki: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`a: "Abdest nasıl alınır?`` diye
sordum. Şöyle açıkladı:
"Abdest mi? Abdest alınca şöyle yaparsın: Önce iki avucunu
tertemiz yıkarsın. Sonra yüzünü ve dirseklerine kadar
ellerini yıkarsın. Başını meshedersin, sonra da topuklarına
kadar ayaklarını yıkarsın. (Bunları tamamladın mı) bütün
günahlarından arınmış olursun. Bir de yüzünü Aziz ve Celil
olan Allah için (secdeye) koyarsan, anandan doğduğun gün
gibi, hatalarından çıkmış olursun.``
Ebu Ümâme der ki: "Ey Amr İbnu Abese dedim, ne söylediğine
dikkat et! Bu söylediklerinin hepsi bir defasında veriliyor
mu?
"Vallahi dedi, bilesin ki artık yaşım ilerledi, ecelim
yaklaştı, (Allah`tan ölümden çok korkar bir haldeyim), ne
ihtiyacım var ki, Allah Resülü hakkında yalan söyleyeyim!
Andolsun söylediklerim, Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm`dan kulaklarımın işitip, hafızamın da
zabtettiklerinden başkası değildir."
Müslim, Müsâfırin 294, (832); Nesâi, Tahâret 108, (1, 91,
92).
Bu hadis, Nesâi`nin metninden alınmadır. Amr İbnu Abese
radıyallahu anh`ın müslüman oluşunu anlatan uzunca bir
hadisin son kısmıdır.
3559 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim abdestli olduğu
halde abdest tazelerse, AIlah bu sebeple kendisine on (misli)
sevab yazar.``
Tirmizi, Taharet 44, (59).
3560 - Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim abdest alıp: "Sübhâneke
Allahümme ve bihamdike estağfiruke ve etübu ileyke. (Rabbim
seni tenzih ederim, Allah`ım hamdim sanadır, senden
bağışlanmak isterim, tevbem de sanadır)" derse, bu bir
kâğıda yazılır, sonra bir mühür üzerine nakşedilir, sonra da
Arş`ın altına kaldırılır ve Kıyamete kadar (mühür) kırılmaz.``
Rezin tahric etmiştir.
ABDESTİN SIFATI
3561 - Humrân Mevlâ Osman anlatıyor: "Hz. Osman radıyallahu
anh su istemişti. (Getirdim. Aldı ve) üç kere ellerine
dökerek yıkadı. Sonra sağ elini kaba sokup mazmaza ve
istinşakta bulundu (ağzına ve burnuna su alıp yıkadı). Sonra
üç kere yüzünü, arkasından da dirseklerine kadar üç kere
ellerini yıkadı. Sonra başına meshetti, sonra da topuklarına
kadar ayaklarını üçer sefer yıkadı ve:
"Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ı, şu abdestim gibi
abdest alırken gördüm. Abdesti bitince de şöyle demişti:
"Kim şu abdestim gibi abdest alır, arkasından iki rek`at
namaz kılar ve namazda kendi kendine (dünyevi bir şey)
konuşmazsa geçmiş günahları affedilir."
Buhari, Vudü 24, 28, Savm 27; Müslim, Taharet 3, 4, (226);
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (106); Nesâi, Tahâret 27, 2 8, 93,
(1).
3562 - Ebu Davud`un İbnu Müleyke`den kaydettiği bir başka
rivâyette şöyle gelmiştir: "Hz. Osman radıyallahu anh`tan
abdest hakkında (nasıl alınacağı) sorulmuştu. Hemen su
istedi ve derhal bir abdest kabı getirildi. Kaptan önce sağ
eli üzerine su döktü (ve onu yıkadı), sonra sağ elini kaba
batırdı, üç kere mazmaza, üç kere istinşakta bulundu. (önceki
hadiste geçtiği üzere zikretti. Hadisdte şu ziyade var): "Sonra
elini daldırıp su aldı ve başına, kulaklarına meshetti,
kulakların iç ve dışlarını birer kere meshetti.``
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (108).
3563 - Yine Ebu Dâvud`un bir diğer rivâyetinde şöyle
gelmiştir: "Sağ eliyle sol eli üzerine su döktü, sonra her
ikisini de bileklere kadar yıkadı."
Ebu Dâvud, Taharet 50, (109).
Yine Ebu Dâvud `un bir diğer rivâyetinde "Başını üç kere
meshetti `` den miştir.
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (110).
3564 - Abdu Hayr anlatıyor: "Hz. AIi radıyallahu anh bize
geldi ve namaz kıldı. (Namazdan sonra abdest) suyu istedi.
"Suyu ne yapacak, namazı kıldı ya! Herhalde bize öğretmek
istiyor!" dedik. İçinde su olan bir kapla bir leğen
getirildi. Kaptan sağ eline su döktü: Üç defa ellerini
yıkadı. Sonra üç kere mazmaza ve istinşakta bulundu. Mazmaza
ve istinşakı su aldığı eliyle yaptı. Sonra üç kere yüzünü
yıkadı, sağ elini üç kere yıkadı, üç kere sol elini yıkadı.
Sonra elini kaba batırdı, bir kere başını meshetti. Sonra üç
kere sağ ayağını yıkadı, üç kere sol ayağını yıkadı. Sonra:
"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın abdestini bilmek kimin
hoşuna giderse, işte o böyledir!" dedi."
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (111); Tirmizi, Tahâret 37, (48);
Nesâi, Tahâret 75, (1, 68).
3565 - Nesâi`nin bir diğer rivâyeti şöyledir: ".. Başını
meshetti.`` -Şû`be, bir defasında alnından başının gerisine
kadar (eliyle) işâret etti- sonra dedi ki:
"Ellerini tekrar geri getirip getirmediğini bilmiyorum.``
Nesâi, Tahâret 76, (1, 68-69).
3566 - Ebu Dâvud`da, İbnu Abbâs`tan yapılan bir diğer
rivâyet şöyledir: "Ali radıyallahu anh yanıma girdi. Su
dökmüş (küçük abdest bozmuş) idi. Abdest suyu istedi. İçinde
su olan bir kap getirdik. Bana:
"Ey İbnu Abbâs! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm`ın nasıl
abdest aldığını sana göstereyim mi?" dedi. Ben de: "Evet
göster!" dedim. Bunun üzerine su kabını elleri üzerine eğdi
ve ellerini yıkadı. Sonra sağ elini kaba soktu, onunla
diğeri üzerine su döktü, sonra iki avucunu yıkadı. Sonra
mazmaza ve istinşakta bulundu. Sonra iki elini birden kaba
soktu. İkisiyle birlikte su avuçlayıp yüzüne çarptı. Sonra
başparmaklarını kulaklarının ön kısmına soktu. Sonra ikinci,
üçüncü sefer aynı şeyleri tekrar etti. Sonra sağ eliyle bir
avuç su aldı ve bunu alnına döktü ve yüzü üzerine akmaya
bıraktı. Sonra dirseklerine kadar kollarını üçer kere yıkadı.
Başını ve kulaklarının arkasını meshetti. Sonra tekrar her
iki elini beraberce kaba soktu. Bir avuç su alıp onu pabuç
içinde olan (sağ) ayağına vurdu ve o su ile ayağını yıkadı.
Sonra aynı muameleyi diğer ayağına, (sola) yaptı.``
(Abdullaş el-Havlani) der ki: "(İbnu Abbâs`a) sordum: "Ayaklar
ayakkabı içinde olduğu halde mi?``.
"Evet dedi, ayakkabı içinde olduğu halde.`` Ben tekrar
sordum:
"Ayakkabı içinde mi?``
"Evet! dedi, ayakkabı içinde!" Ben tekrar sordum: "Ayakkabı
içinde mi?``
"Evet! dedi, Ayakkabı içinde."
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (117).
Nesâi`nin bir diğer rivâyetinde şöyle denmiştir. "...Sonra
bir avuç su ile üçer defa mazmaza ve istinşakta bulundu."
Nesâi, Tahâret 76, (1, 68).
3567 - Abdullah İbnu Zeyd İbni Asım İbni`l-Ensâri
radıyaIlahu anh`ın anlattığına göre, kendisine:
"Bizim için, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın abdestiyle
bir abdest al (da görelim)!" diye talepte bulunuldu. O,
hemen bir kap (su) isteyip, önceki hadiste anlatılan şekilde
abdest aldı. Abdest alışını anlatan rivâyette şu farklı
açıklama var:
"Başını meshettikte ellerini (saçları üstünde) ileri ve geri
doğru yürüttü. (şöyle ki: Mesh ameliyesine başın ön
kısmından başladı ellerini enseye doğru götürdü. Sonra,
başladığı yere kadar geri getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı.``
Buhari, Vudü 38; Müslim, Tahâret 18, 19, (235, 236); Muvatta,
Tahret 1, (1, 18); Ebu Dâvud, Tahâret 50, (118,119,120);
Tirmizi, Tahâret 27, 36, (35, 47); Nesai, Tahâret 80, 81,
82, (1, 71, 72).
Müslim`in bir rivâyetinde şöyle denmiştir: "Başını üç kere
meshetti.``
3568 - Buhari rahimehullah`ın bir rivâyetinde şöyle
denmiştir:
"Resulullah aleyhissalâtu vesselâm (abdest uzuvlarını)
ikişer kere yıkayarak abdest aldı.``
Buhâri, Vudü 23.
Ebu Dâvud`un bir rivâyetinde, Mikdâm İbnu Ma`dikerb`den şu
kaydedilir:
"Sonra başını, içiyle ve dışıyla iki kulağını meshetti."
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (121).
Yine Ebu Dâvud`un bir başka rivâyetinde şöyle denmiştir: "Kulaklarını
içleriyle dışlarıyla meshetti, parmaklarını kulaklarının
deliklerine soktu.``
Ebü Dâvud, Tahâret 123.
3569 - Abdullah İbnu Amr İbni`l-As radıyallahu anhümâ
anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`a bir bedevi
gelerek, abdestten sordu. Resülullah ona uzuvların üçer kere
yıkanmasını gösterdi. Sonra da:
"Abdest işte böyle alınır! Kim buna bir ziyâdede bulunursa,
fena bir iş yapmış olur, haddi aşar ve zulmeder" buyurdu."
Ebu Davud, Tahâret 51, (135); Nesâi, Tahâret 105, (1, 88).
Bu metin Nesâi`ye aittir.
3570 - Ebu Dâvud`un bir rivâyetinde şöyle gelmiştir: " ..Sonra
başını meshetti. Şehadet parmaklarını kulaklarına soktu.
Başparmaklarıyla kulaklarının dışlarını meshetti. Şehadet
parmaklarıyla kulakların içini meshetti..." Rivâyetin
sonunda şu ifâde var:
"Abdest işte böyledir. Kim buna ziyadede bulunur veya bundan
eksiltme yaparsa kötü bir iş yapmış ve zulmetmiş olur -yahut
zulmetmiş ve kötü bir iş yapmış olur-."
Ebü Dâvud, Tahâret 51, (135).
Nesâi`nin rivâyetinde özetle şöyle denmiştir: ".. Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`a bir bedevi geldi ve ondan abdest
hakkında sordu. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm abdestin
alınışını, uzuvları üçer sefer yıkayarak gösterdi, sonra
şöyle söyledi: "Abdest işte böyledir. Kim buna ziyâdede
bulunursa kötü bir iş yapmış, haddi aşmış ve de zulmetmiş
olur. `` Nesâi, Tahâret 105, (1, 88). 3571 - İbnu Abbâs
radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm uzuvlarını birer kere yıkayarak abdest aldı.``
Buhari, Vudü 22; Ebu Dâvud, Tahâret 53, (1, 38); Nesai,
Tahâret 84, 85, (1, 73, 74). 3572 - Ebu Dâvud`un bir
rivâyetinde İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle der: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`ın nasıl abdest aldığını size
göstermemi ister misiniz?" İçinde su olan bir kab istedi,
sağ eliyle bir avuç su aIdı, mazmaza ve istinşak yaptı,
sonra bir avuç daha aldı, bununla iki elini birleştirip (iki
eliyle) yüzünü yıkadı. Sonra bir avuç daha aldı bununla sağ
elini yıkadı. Sonra bir avuç da aldı, bununla sol elini
yıkadı. Sonra bir avuç su daha aldı, sonra elini çırptı,
sonra başını ve kulaklarını meshetti. Sonra bir kabza su
daha aIdı sağ ayağının üzerine serpti, ayağında nalın olduğu
halde, sonra onu iki eliyle meshetti, elin biri ayağın
üstünde, diğeri de nalının aItında. Sonra aynı şeyi sol
ayağa yaptı.`` Buhari, Vudü 7; Ebu Dâvud, Tahâret 52, (137);
Nesâi, Tahâret 84, 85, (1, 73, 74). 3573 - Ebu Dâvud
veTirmizi`nin bir başka rivâyetinde Rübeyyi` Bintu Muavvız
İbni Afrân radıyallahu anhâ der ki: ". .avuçlarını üç kere
yıkadı, yüzünü üç kere yıkadı, bir kere mazmaza ve istinşak
yaptı. Ellerini üçer üçer yıkadı. Başını iki kere meshetti.
Başının gerisinden başladı, sonra önünden. İki kulağını da (meshetti)
içlerini de, dışlarını da. Ayaklarını da üçer üçer yıkadı.``
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (126); Tirmizi, Tahâret 25, (33).
3574 - Bir diğer rivayette: "Başın tamamını meshetti. Bunu,
başın tepesinden başlayıp saçın döküldüğü her tarafa
ulaşacak şekilde saçın şeklini bozmadan icra etti" denmiştir.
Ebu Dâvud, Tahâret, 50 (128). 3575 - Bir diğer rivâyette
şöyle gelmiştir: "...Başını meshetti, başın öne gelen
kısmını da, arkaya gelen kısmını da, şakaklarını da,
kulaklarını da birer birer meshetti.`` Ebu Dâvud, Tahâret
50, (129). Bir diğer rivâyette: "Elinde arta kalan su ile
başını meshetti `` denmiştir. Ebu Dâvud, Tahâret 50, (130).
3576 - Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselam abdest aldı ve bunu, yüzünü üç,
ellerini üç sefer yıkayarak, "Kulaklar baştandır `` deyip
başını da üç sefer meshederek yaptı.`` Hammâd der ki: "Bu
rivâyette geçen "Kulaklar baştandır`` ibaresi, Ebu Ümme`nin
sözü mü yoksa Resülullah`ın sözü mü bilemiyorum." Tirmizi,
Taharet 29, (37); Ebu Davud, Taharet 50, (134). Bu metin
Tirmizi`nindir. Ebu Dâvud`da şu ifade de yer alır: "Gözpınarlarını
da meshederdi.`` O rivayette: "Kulaklar baştandır`` da
demiştir. 3577 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Hz.
Ömer radıyallahu anh bana şunu söyledi: "Bir adam Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`a gelmişti. Bunun abdest almış fakat
ayaklarının üzerinde tırnak kadar bir yeri yıkamadan
bırakmış olduğunu gördü. ResüluIlah aleyhissalâtu vesselâm,
adama derhal müdâhaIe etti: "Git abdestini güzel kıl!" Adam
gidip yeniden abdest aldı, sonra namazını kıldı." Müslim,
Tahâret 31, (243); Ebu Dâvud, Tahâret 67, (171). 3578 - Ebu
Dâvud`un bir diğer rivâyetinde Resülullah`ın ashabından biri
şöyle anlatır: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ayağının
sırtında dirhem büyüklüğünde bir kısma su değmemiş olduğu
halde namaz kılmakta olduğunu görmüştü, derhal abdesti ve
namazı iade etmesini emretti." Ebu Dâvud, Tahret 173. 3579 -
İbnu Amr İbni`l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Beraber
olduğumuz bir sefer sırasında, bir ara Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm bizden geride kaldı sonra tekrar
kavuştu. Bu sırada namaz vakti girmişti. Bizler de abdest
alıyor, ayaklarımıza meshediyorduk. (Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm) yüksek sesle nida etti: "Ökçelerin
ateşte vay hâline!" Bunu iki veya üç kere tekrarladı."
Buhari, İlm 3, 30, Vudü 27, 29; Müslim, Taharet 25-28,
(240-242); Muvatta, Taharet 5, (1, 19); Ebu Dâvud, Tahâret
46, (97); Nesâi, Tahâret 89, (1, 77, 78); Muvatta. 3580 -
Müslim`in bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Halk ikindi
namazı sırasında acele etti ve bir kısmı alelacele abdest
aldı. Biz onlara ulaştık. Ökçelerine su değmemiş, parlıyordu.
Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Öçelerin ateşte vay
hâline! Abdesti tam alın!`` buyurdular.`` Müslim, Tahâret
26, (241). 3581 - Tirmizi der ki: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselam`dan şöyle rivâyet edildi: "Ökçe ve ayak
çukurlarının ateşte vay haline." Tirmizi, Tahâret 31, (41).
3582 - Hz. Câbir radıyallahu anh`tan anlatıldığına göre,
kendisine sarık üzerine meshetmekten sorulmuştu. Şu cevabı
verdi: "Hayır, olmaz, su ile saça değilmelidir!`` Muvatta,
Tahâret 38, (1, 35) 3583 - Hz. Sevbân radıyallahu anh
anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bir seriyye
göndermişti. Askerler soğukla karşılaşıp üşüdüler.
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`a döndükleri zaman, onlara
sarıklarının ve mestlerinin üzerine meshetmelerini emretti."
3584 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`ı abdest alırken gördüm. Üzerinde
çizgili kırmızı bir sarık vardı. Elini sarığın altına soktu,
başının ön kısmını meshetti, sarığını çözmedi." Ebu Dâvud,
Tahâret 57, (147). 3585 - Sâbit İbnu Ebi Safiyye anlatıyor:
"Ebu Cafer`e -ki Muhammed el-Bâkır`dır- dedim ki: "Hz. Câbir
radıyallahu anh, sana Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın
uzuvlarını birer birer, ikişer ikişer ve üçer üçer yıkayarak
abdest aldığını söyledi mi?" Bu soruma: "Evet!" diye cevap
verdi." Bir rivâyette de: "Birer birer yıkayarak abdest aldı
mı?" diye sordum; "evet!`` diye cevap verdi`` şeklinde
gelmiştir.. Tirmizi, Tahâret 35 (45, 46) 3586 - Abdullah
İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm ikişer ikişer yıkayarak abdest aldı
ve: "Bu, nur üzerine nurdur" buyurdu.`` 3587 - Hz. Osman
radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselam, uzuvlarını üçer üçer yıkayarak abdest aldı ve
şöyle buyurdu: "Bu benim ve benden önceki diğer
peygamberlerin ve İbrahim aleyhissalam`ın abdestidir." Rezin
tahric etmiştir. MİSVAK 3588 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh
anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Eğer ümmetim üzerine zahmet vermeyecek olsaydım, her
namazda misvak kullanmalarını emrederdim." Buhari, Cum`a 8,
Temenni 9; Müslim, Tahâret 42, (252); Muvatta, Tahâret 115,
(1, 66); Ebu Dvud, Tahâret 115, (46); Tirmizi, Tahâret 18,
(22); Nesâi, Tahâret 7, ( 1,12). Bu metin Sahiheyn`in
metnidir. Muvatta`nın rivâyetinde: ". . her abdestte. . .``
denmiştir. 3589 - Ebu Dâvud ve Tirmizi`nin Zeyd İbnu Hâlil
el-Cüheni radıyallahu anh`tan kaydettikleri rivâyet şöyledir:
"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın şöyle söylediğini
işittim: "Ümmetime zahmet vermeyecek olsam, her namazda
misvak kullanmalarını emrederdim ve yatsı namazını da
gecenin üçte birine kadar te`hir ederdim. Ebu Dâvud, Tahâret
25, (47); Tirmizi, Tahâret 18, (23). 3590 - Tirmizi şu
ziyâdede bulundu: "Zeyd İbnu Hâlid, namaza geldiği zaman
misvağı kulağının üstünde olurdu, tıpkı kâtibin, kulağı
üstündeki kalemi gibi. Misvaklanmadan namaza durmazdı.
Misvaklandıktan sonra yine yerine koyardı." Tirmizi, Tahâret
18, (23). 3591 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalatu vesselam gece (namaza) kalktığı vakit ağzını
misvakla ovalardı.`` Buhari, Cum`a 8, (2, 212), Vudü 73,
Teheccüd 9; Müslim, Tahâret 45, (254); Ebu Dâvud, Tahâret
30, (55); Nesâi, Tahâret 2, (1, 8) Bu metin Sahiheyn`e
aittir. 3592 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselam `ın abdest suyu ve misvâkı (akşamdan
hazırlanıp yanına) konulurdu. Gece kalkınca abdest bozar,
sonra misvaklanırdı.`` 3593 - Bir diğer rivâyette şöyle
gelmiştir: "(Resülullah aleyhissalâtu vesselâm) gece veya
gündüz yattığında ve kalktığında mutlaka abdest almazdan
önce misvaklanırdı." Ebu Dâvud, Tahâret 27, 30, (51, 56,
57); Müslim; Tahâret 45, (253); Nesai, Tahâret 8, (1, 13),
Metin Ebu Dâvud`a ait. 3594 - Yine Hz. Aişe radıyallahu anhâ
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Misvak ağız için temizlik vasıtasıdır. Rab Teâla için de
rıza vesilesidir.`` Nesâi, Tahâret 5, (1, 10). 3595 - Hz.
Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalatu vesselam`a uğramıştım. Elindeki bir misvakla
dişlerini misvaklıyordu ve ü, ü diye bir ses çıkarıyordu,
misvak ağzındaydı, sanki kusuyor gibiydi." Buhari, Vudü 73;
Müslim, Tahâret 46, (255); Ebu Dâvud, Tahâret 26, (49);
Nesâi, Tahâret 3, (1, 9). 3596 - İbnu Ömer radıyallahu
anhümanlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki: "Rüyamda gördüm ki, bir misvakla dişlerimi
misvaklıyorum. İki kişi yanıma geldi, biri diğerinden
büyüktü. Elimdeki misvakı onlardan küçük olana uzattım. Bana:
"(Büyüğü) büyükle!`` dendi. Bunun üzerine misvağı büyük
olana verdim.`` Buhari, Vudü 74; Müslim, Rü`ya 19, (2271).
Hadisi, Buhari muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir,
Müslim ise senetli olarak kaydetmiştir. 3597 - Hz. Aişe
radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm bana misvağını yıkamam için verirdi. (Teberrük için,
yıkamazdan) önce kendim kullanırdım, sonra yıkayıp ona
verirdim." Ebu Davud, Taharet 28, (52). ELLERİN YIKANMASI
3598 - Hz. Ebü Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Uykudan uyanınca,
sizden hiç kimse, üç sefer yıkamadıkça ellerini kaba
banmasın. Çünkü o, ellerinin geceyi (vücudunun neresinde
geçirdiğini bilemez." Buhari, Vudü 26; Müslim, Tahâret 87,
(278); Muvatta, Tahâret 9, (1, 21); Ebu Dâvud, Thâret 49,
(103, 104, 105); Tirmizi, Tahâret 19, (24); Nesâi, Tahâret
1, (1, 6, 7). İSTİNSAR, İSTİNŞAK VE MAZMAZA 3599 - Hz. Ebu
Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Kim abdest alırsa istinsarda
bulunsun (sümkürsün), kim taşla istinca yaparsa teklesin."
Buhari, Vudü 25; Müslim, Tahâret 20, 22, (237); Muvatta,
Tahâret 2, 3, (1,19); Ebu Dâvud, Tahâret 55, (140); Nesâi,
Tahâret 70, 72, (1, 66, 67). 3600 - Müslim`in bir
rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Sizden biri abdest alınca
burnuna su çeksin, sonra sümkürsün." Müslim, Tahâret 20,
(237). Bir diğer rivâyette: "...Burun deliklerine su çeksin,
sonra sümkürsün`` şeklindedir. Müslim, Tahâret 21, (237).
3601 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz uykudan
uyandığı zaman üç kere sümkürsün. Zirâ şeytan, burnunun
içinde geceler.`` Buhari, Bed`ül-Halk 11, (6, 243); Müslim,
Tahâret 23, (238); Nesâi, Tahâret 73, (1, 67). 3602 -
Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalatu vesselâm`ı bir avuç su ile hem mazmaza hem de
istinşak yaparken gördüm, bunu üç kere yapmıştı.`` Tirmizi,
Tahâret 22, (28). 3603 - Talha İbnu Musarrıf an ebihi an
ceddihi radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm`ın yanına girdim, abdest alıyordu. Su yüzünden ve
sakalından göğsüne akıyordu. Mazmaza ve istinşakın arasını
da ayırmıştı." Ebu Dâvud, Tahâret 54, (139). 3604 - Hz. Ali
radıyallahu anh `tan anlatıldığına göre, su istemiş ve
mazmaza ve istinşak yapmış, sol eliyle sümkürmüş sonra da: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`ın temizliği böyleydi `` demiştir.
Nesâi, Tahâret 74, (1, 67). SAKAL VE PARMAKLARI HİLALLEMEK
3605 - Osman İbnu Affân radıyallahu anh`ın anlattığına göre,
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm sakalını hilâlliyor idi."
Tirmizi, Tahâret 23, (31). 3606 - Hz. Enes radıyallahu anh
anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm abdest alınca
bir avuç su alır, onu çenesinin altına tutup onunla sakalını
hilâller ve: "Aziz ve Celil olan Rabbim böyle emretti" derdi."
Ebu Davud, Tahâret 56, (145). 3607 - Müstevrid İbnu Ş`eddâd
radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu
vesselâm`ı gördüm. Abdest aldığı zaman ayaklarının
parmaklarını serçe parmağı ile hilâlliyordu." Tirmizi,
Tahâret 30, (40); Ebu Dâvud, Tahâret 58, (148). 3608 - Lakit
İbnu Sabıra radıyallahu anh anlatıyor: "Dedim ki: "Ey
Allah`ın Resülü! Bana abdestten haber ver!`` Aleyhissalâtu
vesselâm: "Abdesti tam al, parmaklar arasını hilâlle,
istinşak`da mübâlağa yap, oruçlu olursan mübalâğa yapma``
buyurdu.`` Ebu Dâvud, Tahâret 55, (142, 143, 144); Tirmizi,
Tahâret 30, (3 8); Nesâi, Tahâret 71, 92, (1, 66, 79).
KULAKLARI MESHETMEK 3609 - Rebi` Bintu Mu`arrız radıyallahu
anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm abdest
aldı, (bu esnada) elini kulaklarının hücresine soktu." Ebu
Dâvud, Tahâret 50, (131). 3610 - Nâfi merhum anlatıyor: "İbnu
Ömer, kulakları için suyu parmağıyla alırdı." Muvatta,
Tahâret 37, (1, 34). ABDESTİ TAM ALMAK 3611 - Ebu Hüreyre
radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselam buyurdular ki: "Ümmetim, Kıyamet günü
çağırıldıkları vakit abdestin izi olarak (nurdan) bir
parlaklıkları olduğu halde gelirler. Öyleyse kimin imkanı
varsa parlaklığını artırsın." 3612 - Bir diğer rivâyette
şöyle gelmiştir: "Ebu Hüreyre radıyallahu anh abdest aldı,
yüzünü yıkadı, ellerini yıkadı, ellerini yıkarken nerdeyse
omuza kadar yıkıyordu. Sonra ayaklarını yıkadı ve nerdeyse
bacaklarına kadar yükseldi. Sonra dedi ki: "Ben Resulullah
aleyhissalâtu veselâm`ın, "Ümmetim Kıyamet günü (abdest
uzuvlarındaki) parlaklıkla gelir..." Gerisi yukarıdaki gibi
devam ediyor. 3613 - Müslim`in diğer bir rivâyetinde şöyle
denmiştir: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın "...Mü`minin
zineti, abdestin yükseldiği yere kadar yükselir..." Buhar`i,
Vudü 3; Müslim, Taharet 34, 35, 40, (246, 250); Nesai,
Tahâret 110, (1, 94, 95). SUYUN MİKTARI 3614 - Hz. Enes
radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm (miktarca) bir sâ`dan beş müdd `e kadar olan su ile
yıkanır, bir müdd su ile de abdest alırdı.`` Bir başka
rivâyette: "... beş mekkûk ile yıkanır, bir mekkûk iIe de
abdest alırdı" denmiştir. Bir diğer rivâyette: " . . beş. .
`` denmiştir. Tirmizi`nin rivâyetinde "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Abdest için iki rıtl
su kafidir.`` Ebu Dâvud`un rivâyetinde: "...Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm iki rıtl ihtivâ eden kapla abdest
alır, bir sâ` ile guslederdi `` denmiştir. Buhari, Vudü 47;
Müslim, Hayz 51, (325); Ebu Dâvud, Tahâret 44, (95); Tirmizi,
Salât 425, (609); Nesâi, Tahâret 59, (1, 57, 58). 3615 -
Sefine radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm`ı bir sa` miktarındaki su cenâbetten yıkar, bir
müdd su da abdestine yeterdi." Müslim, Hayz 52, (326);
Tirmizi, Tahâret 42, (56). 3616 - Ümmü Ammâre radıyallahu
anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm abdest
aldı. Bu maksadla kendisine içerisinde üçte iki müdd
miktarında su bulunan bir kab getirilmişti.`` Ebu Dâvud,
Tahâret 44, (94); Nesâi, Tahâret 59, (1, 58). Nesâi şunu
ilâve etmiştir: "Şu`be der ki: "Ben, Aleyhissalâtu
vesselâm`ın kollarını yıkadığını ve onları ovduğunu,
kulaklarının iç kısmını meshettiğini öğrendim. Ancak
kulakların dışını da meshettiğini bilmiyorum." 3617 -
Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Bize
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm gelmişti. Kendisine bakır
kapta su getirdik, onunla abdest aldı." Ebu Dâvud, Tahâret
47, (100). 3618 - Ubey İbnu Ka`b radıyallahu anh anlatıyor:
"ResüIullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Abdest (sırasın)da
vesvese veren bir şeytan vardır. Adı da el-Velehân`dır.
Öyleyse suyun vesvesesinden kaçının." Tirmizi, Tahâret 43,
(57). MENDİL 3619 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm`ın abdest aldıktan sonra kurulandığı
bir bezi vardı.`` Tirmizi, Tahâret 40, (53). 3620 - Hz.
Mu`âz radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm`ı gördüm, abdest alınca elbisesinin bir kenarıyla
yüzünü siliyordu.`` Tirmizi, Tahâret 40, (54). DUA VE
BESMELE 3621 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular: "Abdesti olmayanın namazı
yoktur. Üzerine Allah`ın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti
de abdest değildir." Ebu Dâvud, Tahâret 48, (101). 3622 -
Rabâh İbnu Abdirrahmân İbni Ebi Süfyân İbnu Huveytip an
ceddihâ an ebihâ `dan rivâyete göre demiştir ki: "Ben
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ı işittim. Diyordu ki: "Üzerine
Allah`ın ismini zikretmeyen kişinin abdesti yoktur." Tirmizi,
Tahâret 20, (25). 3623 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh
anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm`ı işittim.
Diyordu ki: "Kim abdestinin başında Allah`ı zikrederse
bedeninin tamamı temizlenir. Eğer Allah`ın ismini
zikretmezse bu kimsenin sadece abdest uzuvları temizlenir."
Rezin tahric etmiştir. Feyzu`I-Kadir, 6, 128). 3624 - Ebu
Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm`a geldim, abdest alıyordu. Şu duayı okuduğunu
işittim: "Allahümma`ğfirli zenbi ve vassi`li fi dâri ve
bârik li fi rızki (Allah`ım günahımı mağfıret et, evimi bana
genişlet, rızkımı bana mubârek kıl." Rezin tahric etmiştir.
İbnu`s-Sünni Amelü`I-yevm ve`I-Leyl, 5, 10. YEL 3625 - Hz.
Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ses ve koku olmadıkça
abdest alınmaz.`` Bir rivâyette şöyle gelmiştir: "Biriniz
mescidde iken, kabaları arasında bir yel hissetse ses
işitmedikçe veya koku duymadıkca dışarı çıkmasın.`` 3626 - "Sizden
biri, karnında bir şeyler hissetse ve fiilen çıkıp çıkmadığı
hususunda tereddüd içinde kalsa, bir ses işitmedikçe veya
bir koku duymadıkça mescidden çıkmasın." 3627 - Ebu Dâvud`da
şöyle gelmiştir: "Biriniz namazda iken, dübüründe bir
hareket hissetse ve abdestinin bozulup bozulmadığı hususunda
tereddüde düşse, bir ses işitmedikçe veya bir koku
duymadıkça mescidi terketmesin." Müslim, Hayz 99, (362);
Tirmizi, Tahâret,56, (74, 75); Ebu Dâvud, Taharet 68, (177).
3628 - Abdullan İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu veselâm`a, namazda iken hayaline abdesti
bozuldu gibi gelen bir adamdan bahsedilmişti. Şöyle ferman
buyurdular: "Sesi işitip kokuyu duymadıkça namazı sakın
terketmesin.`` 3629 - Ebu Dâvud bir rivâyette şu ziyadede
bulunmuştur: "Biriniz mescide girince, kabaları arasında bir
şey hissedecek olsa, çıkanın sesini işitmedikçe sakın
mescidden dışarı çıkmasın.`` Buhari, Vudü 4, 34, Büyü 5;
Müslim, Hayz 98, (361); Ebu Dâvud, Tahâret 68, (176); Nesâi,
Tahâret 116, (1, 99). 3630 - Ali İbnu Talk (radıyallahu anh)
anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Biriniz namazda yellenirse derhal namazdan çıksın, abdest
alsın ve namazı iade etsin." Ebu Dvud, SaIât 193, (1005).
3631 - Bu hadisin Tirmizi`deki lâfzı şöyle: "Bir bedevi
gelerek: "Ey Allah`ın Resulü! bizden bir kimse çölde bulunsa,
azıcık bir yel kaçırsa, suyu da az ise ne yapmalıdır)?" diye
sordu. Aleyhissalâtu vesselam: "Sizden biri yellenecek
olursa abdest alsın. Kadınlara da arkalarından temas
etmeyiniz. Bilesiniz ki Allah hakk(ın sorulması ve
açıklanmasıyla ilgili hususlarda sizden) utanma talebinde
bulunmaz." Tirmizi, Radâ 12, (1164-1166). MEZİ 3632 -
Muhammed İbnu Hanefiye anlatıyor: "Hz Ali radıyallahu anh
dedi ki: "Ben mezisi akan bir kimseydim. Bunun hükmü
hususunda -kızı hanımım olması sebebiyle- Resulullah
aleyhissalâtu vesselâm`a soramamıştım. Mikdâd İbnu`l-Esved
radıyallahu anh`a söyledim, o sordu. Şu cevabı almıştık: "(Mezisi
gelen kimse) zekerini yıkar ve abdest alır." 3633 - Muvatta
ve Ebu Dâvud`un rivayetIerinde Mikdâd şöyle demiştir: "Hz.
Ali radıyallahu anh, bana, kendisi için Resûlullah`tan: "Kadınına
yakınlaşınca mezisi akan kimseye ne gerektiği hususunda
sormamı söyledi. Ali ilâveten dedi ki: "Zira yanımda
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`ın kızı var, bu sebeple
bizzat sormaktan utanıyorum." Mikdâd der ki: Ben bu mesele
hakkında Resülullah aleyhissalâtu vesselâm`a sordum. Şu
cevabı verdi: "Biriniz buna rastlarsa fercini su ile yıkasın.
Namaz abdesti ile abdest alsın." Ebu Dâvud bir başka
rivâyette şu ziyadeyi kaydeder: "...zekerini ve iki
husyesini yıkasın." Buhari, Gusl 13, İlm 51, Vudü 34; Müslim,
Hayz 17, (303); Muvatta, Tahâret 53, (140); Tirmizi, Tahâret
83, (114); Nesâi, Taharet 112, (1, 96, 97) Gusl 28, (1,
213); Ebu Dâvud, Tahâret 93, (206, 207, 208, 209). 3634 -
Yine Ebu Dâvud`un bir diğer rivâyeti şöyledir: "Hz. Ali
radıyallahu anh dedi ki: "Ben mezisi akan bir kimseydim,
yıkanmaya başladım. (Sonunda) sırtım çatlayacak hale geldim.
Durumu Resulullah aleyhissalâtu vesselâm`a zikrettim -veya
ona zikredildi-. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: Öyle
yapma, (her seferinde yıkanma)! Meziyi gördün mü, zekerini
yıka, sonra da namaz abdestiyle abdest al. Ancak meni atacak
olursan o zaman yıkan!" buyurdular." Ebu Dâvud, Tahâret 93,
(203). 3635 - Sehl İbnu Hüneyf radıyallahu anh anlatıyor:
"Ben mezi akıntısından epey bir sıkıntıda idim. Bu yüzden
sık sık gusül yapıyordum. Sonunda Resulullah aleyhissalâtu
vesselâm`a bu husustan sordum. Bana: "Meziden dolayı sana
abdest kâfidir!" buyurdular. "Ey Allah`ın Resülü! elbiseye
değen meziden ne yapmalıyım?`` dedim. "Bir avuç su alıp,
bunu, mezinin değdiğini zannettiğin yerlere serpmen sana
yeterlidir!" cevabını verdi.`` Ebu Dâvud, Tahâret 83, (210);
Tirmizi, Tahâret 84, (115); İbnu Mâce, Tahâret 70, (506).
3636 - Abdullah İbnu Sa`d el-Ensâri radıyallahu anh
anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm`dan guslü
gerektiren şeyler nelerdir, sudan sonra olan sudan sordum.
Şu cevabı verdi: "Bu mezidir. Her erkek mezi ifrâz eder.
Mezi akınca fercini ve husyelerini yıkarsın, ve namaz
abdestiyle de abdest alırsın." Ebu Dâvud, Tahâret 83, (211).
3637 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Ben de (meziyi),
kendimden ipek ipliği gibi iner görürdüm. Öyleyse bunu
sizden biri görünce (telaşlanmayıp) zekerini yıkasın ve
namaz abdestiyle abdest alsın." Burada meziyi kastetmiştir.-
" Muvatta, Tahâret 54, (1, 41). KUSMUK 3638 - Ebu`d-Derdâ
radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu
vesselâm (bir keresinde) kustu ve abdest aldı.`` Ma`dân der
ki: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm`ın âzadlısı Sevban
radıyallahu anh`a Şam câmiinde rastladım. Bu meseleyi ona
hatırlattım ve ondan (mahiyetini) sordum. Şu cevabı verdi:
Doğru söylemiş, o zaman abdest suyunu da Resulullah (aleyhissalatu
vesselam)`ın kendilerine ben dökmüştüm." Ebu Dâvud, Savm 32,
(2381); Tirmizi, Tahâret 63, (87). KAN 3639 - Misver İbnu
Mahreme`nin anlattığına göre: "Ömer İbnu`I-Hattab
radıyallahu anh`ın hançerlendiği gece huzuruna girdi ve
Ömer`i sabah namazı için uyandırdı. Ömer radıyallahu anh: "Namazı
terkedenin İslam`dan nasibi yoktur!`` buyurdu. Sonra Ömer,
yarasından kan aktığı halde namaz kıldı.`` Muvatta, Tahâret
51, (1, 3 9-40). 3640 - Hz Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor
"Resulullah aleyhissalâtu vesselam`la birlikte Zâtu`r-Rikâ`
gazvesine çıktık. (Askerlerden) bir kişi, müşriklerden
birinin hanımına temasta bulundu. Kocası da: "Muhammed`in
Ashabından kan dökmeden geri dönmeyeceğim`` diye yemin etti.
Evinden çıkıp Resulullah aleyhissalâtu vesselâm`ı tâkibe
koyuldu. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bir verde mola
verdi ve: "Kim bizi (nöbet tutup) koruyacak?`` diye sordu.
Muhacir ve Ensâr`dan birer adam vazifeyi üzerlerine aldılar.
ResuIullah aleyhissalâtu vesselâm, bunlara: "Şu geçidin
girişini tutun (orada bekleyin)!`` diye ferman buyurdu. Bu
iki zat, geçidin ağzına gelince Muhacirden olanı, yattı.
Ensâri de namaz kılmaya başladı. Derken tâkipçi adam da
oraya geldi. (Namazdaki nöbetçinin) silüetini görünce anladı
ki, bu, askerlerin koruyucusudur, derhal bir ok attı ve ok,
eliyle koymuşcasına hedefini buldu. Ensari oku çıkarıp (namazına
devam etti). Müşrik (isabet ettiremedim düşüncesiyle atmaya
devam etti.) Öyleki üçüncü okunu da attı. Ensâri de (yaraya
aldırmadan) aynı şekilde namazına devam etti. Bir müddet
sonra arkadaşı uyandı. (Müşrik bunların iki kişi olduğunu
görünce) yerinin farkına vardıklarını anladı ve kaçtı.
Muhâcirden olan zât, Ensari arkadaşındaki kanı görünce: "Sübhânallah!
Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın?" diye sordu.
Arkadaşı: "Öyle bir sure okuyordum ki, kesmek istemedim ``
diye cevapladı.`` Ebu Dâvud, Tahâret 79, (198). KADINA DEĞME
3641 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) kadınlarından birini öptü, sonra dönüp namaza
gitti, abdest tazelemedi. Urve rahimehullah der ki: "Kendisine:
"Bu, sizden başka bir hanımı olmamalı!" dedim, Hz. Aişe
gülmekle cevap verdi.`` Ebu Dâvud, Tahâret 69, ( 178,
179,180); Tirmizi, Tahâret 63, (86); Nesâi, Tahâret 121,
(1,104); İbnu Mâce, Tahşet 69, (502). 3642 - İbnu Ömer (radıyallahu
anhümâ)`in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Erkeğin
hanımını öpmesi ve ona eliyle dokunması hep mülamese (değme)
sayılır. Öyleyse kim hanımını öperse veya eliyle dokunursa
abdest alması gerekir." Bu rivayetin bir benzeri İbnu
Mes`ud`dan gelmiştir. Muvatta, Tahâret 64, (1, 43). 3643 -
Übeyy İbnu Ka`b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah`ın
Resulü, dedim, bir kimse hanımıyla cima yapsa fakat inzal
olmasa yıkanması gerekir mi?" "Kadına değen kısmını yıkar,
sonra abdest alır ve namaz kılar!" buyurdular." Buhari, Gusl
29, Müslim, Hayz 85, (346). FERCE DEĞMEK 3644 - Talk İbnu
Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)`ın yanına geldik. (Biz huzurlarında iken) bir adam
geldi. Sanki o bir bedevi idi. "Ey Allah`ın Resulü! dedi,
kişi abdest aldıktan sonra zekerine değerse ne gerekir (abdesti
bozulur mu, bozulmaz mı?) `` Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) şu cevabı verdi: "O, kendisinden bir parça değil
midir?" Ebu Dâvud, Tahâret 71, (182, 183); Tirmizi, Tahâret
62, (85); Nesâi, Tahâret 120, (1,101). Bu metin
Tirmizi`nindir. 3645 - Büsre Bintü Saffan (radıyallahu anhâ)
anlatıyor: "ResululIah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki: "Zekerine değen abdest almadıkça namaz kılmasın.``
Tirmizi, Tahâret 61, (82, 83, 84); Muvatta, Tahâret 58, (1;
42); Ebu Dâvud, Tahâret 70, (181); Nesâi, Taharet 118, (1,
100). 3646 - Mus`ab İbnu Sa`d İbni Ebi Vakkâs (radıyallahu
anh) anlatıyor: "Ben, Sa`d İbni Ebi Vakkâs (radıyallahu
anh)`a Kur`an tutuyordum. Bir ara kaşındım. Sa`d: "Her halde
zekerine değdin?`` dedi. Ben "evet!" deyince: "Kalk, abdest
al!`` emretti. Ben de gidipabdest alıp geri döndüm." Muvatta,
Tahâret 59, (1,42). 3647 - Nafi rahimehullah anlatıyor:
"Ben, bir sefer sırasında İbnu Ömer (radıyallahu anh)`le
beraberdim. Güneş doğduktan sonra onun abdest alıp namaz
kıldığını gördüm. Kendisine: "Bu, şimdiye kadar kıldığınızı
hiç görmediğim bir namaz!`` dedim. Şu açıklamayı yaptı: "Sabah
namaz kılmak üzere abdest aldım sonra fercime dokundum.
Sonra da abdest almayı unuttum (ve namaz kıldım. Şimdi bu
durumu hatırlayınca) yeniden abdest alıp namazımı iade ettim.``
Muvatta, Tahâret 60, (1, 42, 43). UYKU, BAYILMA; KENDİNDEN
GEÇME 3648 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah`ın
ashabı uyurlar, sonra abdest almadan namaz kılarlardı: (Enes`ten
bunu rivayet eden) Katade`ye: "Bu sözü Enes`ten bizzat
işittin mi?" diye sorulmuştu: "Vallahi evet!" diye te`yid
etti." Müslim, Hayz 125, (376); Ebu Dâvud, Tahâret 80,
(200); Tirmizi, Tahâret 58, (78). 3649 - İbnu Ömer (radıyallahu
anhümâ)`den anlatıldığına göre, oturarak uyur, sonra kalkar,
abdest almadan namaz kılardı." Muvatta 3650 - Hz. Ali (radıyallahu
ahh) anlatıyor: "Gözler, halkanın bağıdır, öyleyse uyuyan
abdest alsın." Ebu Dâvud, Tahâret 80, (203). 3651 - İbnu
Abbas (radıyallahu anhümâ)`ın anlattığına göre, Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) `ı secde halinde uyurken görmüş ve hatta
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) horlayıp solumuş, sonra
kalkıp (abdest almadan) namaz kılmıştır. İbnu Abbas der ki:
"Ey Allah`ın Resulü dedim, siz uyudunuz, (abdestiniz
bozulmuş olmalı değil mi)?" Bana şu açıklamayı yaptı: "Abdest,
yatarak uyuyana gerekir. Zira yatarak uyuyunca mafsalları
rahâvet basar.`` Tirmizi, Taharet 57, (77); Ebu Dâvud,
Tahâret 80, (202); Nesâi, Ezân 41, (2, 30). 3652 -
Ubeydullah İbnu Abdillah İbni Utbe anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu
anhâ)`nin yanına girip, kendisine: "Bana Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)`ın hastalığından bahsetmez misiniz?`` dedim. "Elbette
`` dedi ve anlattı: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) `ın
hastalığı ağırlaşmıştı. Bir ara: "Halk namazı kıldı mı?``
diye sordu. "Hayır ey Allah`ın Resülü, sizi bekliyorlar ``
dedik. "Benim için leğene su koyun!" emrettiler. Dediğini
yaptık. Yıkandılar. Sonra kalkmaya çalıştı. Ancak üzerine
baygınlık geldi. Az sonra açıldı. Tekrar: "Halk namazı kıldı
mı?" diye sordu. "Hayır, ey Allah`ın Resulü, sizi
bekliyorlar!`` dedik. Halk oturmuş, yatsıyı kılmak üzere
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ı bekliyordu." Buhari,
Ezân 51, 39, 46, 47, 67, 68, 70, Vudü 45, Hibe 14,
Farzu`1-Hums 4, Enbiya 19, Megazi 83, Tıbb 21, İti`sâm 5;
Müslim, Salât 90, (418); Nesâi, İmamet 40, (2,101, 102). Bu
rivâyet Buhari ve Müslim tarafından tahric edilen uzunca bir
rivayetten bir parçadır. 3653 - Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu
anhümâ), küsuf namazıyla ilgili rivayetinde der ki: "..Ben
de (Resulullah`a uyarak) namaza durdum. (Namazı öylesine
uzattı ki) üzerime baygınlık geldi. Başımın üzerine su
dökmeye başladım." Urve rahimehullah der ki: "Abdest almadı.
`` Buhari, Vudü 37 İlm 24, Küsuf , 10, 11, Sehv 9, Itk 3,
İ`tisam 2; Müslim, Küsuf 11, (905). ABDEST GEREKTİREN 3654 -
Ebu Hüreyre radıyallahu anh)`den nakledildiğine göre, Ebu
Hüreyre mescidde abdest alırken yanına Abdullah İbnu Kârız
gelir. Ona, Ebu Hüreyre şu açıklamayı yapar: "Bir keş (kurumuş
çökelek) parçası yedim, bu sebeple abdest alıyorum. Çünkü
ben Resulallah aleyhissalâtu vesselâm`ın "Ateşte pişen
şeyler yiyince abdes alın" dediğini işittim." Müslim, Hayz
90, (352); Nesâi, Taharet 122, (1,105,106); Tirmizi, Tahâret
58, (79); Ebu Dâvud, Tahâret 76, (194). Bu, Müslim`in
lafzıdır. Müslim`de Hz. Aişe`den de buna benzer bir rivâyet
mevcuttur. ABDESTİN TERKİ 3655 - İbnu Abbâs (radıyallahu
anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)
koyun budu yedi ve namaz kıldı, abdest almadı.`` Buhari,
Vudü 50, Et`ime 18; Müslim, Hayz 91, (354); Muvatta, Tahâret
91, (1, 25); Ebu Dâvud, Tahâret 75, (187); Nesai, Tahâret
123, (1, 108). Buhari`nin bir başka rivayetinde: "Tencereden
eliyle etli kemik aldı`` denmiştir. Müslim`in bir
rivayetinde: "Budu kemirdi, sonra namaz kıldı, abdest
tazelemedi`` denmiştir. 3656 - Amr İbnu Ümeyye ed-Damri (radıyallahu
anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ı
gördüm, elindeki koyun budundan parça kesiyordu, ezan okundu.
Hemen et dildiği bıçağı bırakıp namaza koştu, abdest almadı."
Buhari, Vudü 50, Ezan 43, Cihad 92, Et`ime 20, 26; Müslim,
Tahâret 92, (355); Tirmizi, Et`ime 33, (1837). 3657 - Hz.
Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) çıktı, beraberinde ben de vardım. Ensârdan bir
kadına uğradı. Kadın ona bir koyun kesti. Bir tabak tâze
hurma getirdi, ondan yeyip sonra öğle için abdest aldı ve
namaz kıldı. Sonra (namazdan) ayrıldı. Kadın ona koyundah
arta kalan bir şeyler getirdi. Resulullah (aleyhissalâtu
vesselam) onu da yiyip ikindiyi kıldı, bu sırada abdest
almadı." Muvatta, Tahâret 25, (1, 27); Tirmizi, Tahâret 59,
(80); Ebu Dâvud, Tahâret 75, (191,192); Nesâi, Tahâret 23,
(1,108). Bu Tirmizi`nin lafzıdır. Ebu Dâvud ve Nesai`nin
rivayetinde: "Resulullah`ın son iki icraatından biri ateşin
değiştirdiğinden abdest almayı terketmekti`` denmiştir. 3658
- Ubeyd İbnu Sümâme el-Murâdi anlatıyor: "Abdullah
İbnu`I-Hâris İbni Cez` (radıyallahu anh), Mısır`a yanımıza
geldi. Kendisi Resulullah (aleyhissalatu vesselâm)`ın
ashabından idi. Mısır Camii`nde şu hadisi anlatırken işittim:
"Ben, öyle hatırlıyorum ki, Resulullah (aleyhissalâtu
vesselam)`la bir adamın evinde oturan yedi kişiden yedincisi
veya altıdan altıncısıydım. Derken Bilâl (radıyallahu anh)
geçti ve ezan okudu. Biz de çıktık. Giderken bir adama
uğradık tenceresi ateş üstündeydi. Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) ona: "Tenceren yeterince pişti mi?`` diye sordu.
Adam: "Evet, annem babam sana feda olsun!" dedi. Resulullah
bunun üzerine bir parça aldı. Çiğnemesi devam ederken namaz
için iftitah tekbiri aldı. Ben bu sırada ona bakıyordum."
Ebu Dâvud, Tahâret 75, (193). 3659 - Süveyd İbnu`n-Nu`mân (radıyallahu
anh) anlatıyor: "Hayber Seferine Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) ile birlikte çıktık. Hayber yakınlarında olan
Sahbâ`ya vardığımız zaman Resulullah aleyhissalâtu vesselâm
ikindi namazını kıldı. Namaz bitince yiyecek getirilmesini
ferman buyurdu. Sadece kavut getirilmişti. Bunun su ile
ıslatılmasını emir buyurdu. Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)da, biz de ondan yedik. Sonra akşam namazına kalktı.
Ağzını mazmaza etti. Biz de ağızlarımızı mazmaza ettik.
Fakat abdest almadı." Buhari, Vudü 51, 54, Cihâd 123, Megazi
35, 38, Et`ime 7, 9, 51; Muvatta, Tahâret 20, (1, 26); Nesâi,
Tahâret 124, (1, 108, 109). 3660 - Hz. Enes (radıyallahu anh)
anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm süt içti. Ne
mazmaza yaptı, ne abdest aldı; namazını kıldı." DEVE ETLERİ
3661 - Câbir İbnu Semure (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir
adam Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`a gelerek: "Koyun
eti sebebiyle abdest alayım mı?`` diye sordu. "Dilersen
abdest al, dilemezsen alma!" diye cevap verdi. Adam bunun
üzerine: "Deve eti sebebiyle abdest alayım mı?`` diye sordu.
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: "Evet, deve
eti sebebiyle abdest al!" cevabını verdi. Adam tekrar: "Koyun
ağıllarında namaz kılayım mı?`` diye bir başka sual sordu: "Evet!``
cevabını aldı. Tekrar sordu: "Pekala, deve ağıllarında namaz
kılayım mı?`` "Hayır!`` buyurdu Aleyhissalâtu vesselam."
Müslim, Hayz 97, (360). 3662 - Ebu Dâvud ve Tirmizi`de Berâ
(radıyallahu anh)`nın rivayetlerine göre Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) şöyle demiştir: "Deve ağıllarında namaz kılmayın,
çünkü onlar şeytandandır." Koyun ağıllarından soruldu: "Oralarda
kılın, çünkü onlar berekettir`` buyurdular.`` Ebu Dâvud,
Tahâret 72, (184); Tirmizi, Tahâret 60, (81). MÜTEFERRİK
HADİSLER 3663 - İbnu Mes`ud (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Biz, yollarda ayağa bulaşan pislik sebebiyle abdest
tazelemezdik." Ebu Dâvud, Tahâret 81, (204); İbnu Mâce,
İkamet 67, (1041). 3664 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)
anlatıyor: "Bir adam izarını sarmış olarak namaz kılarken,
Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) ona: "Git, abdest al!"
ferman buyurdu. Adam gitti abdest aldı, sonra şelip (tekrar
namaza durdu. Resulûllah (aleyhissalâtu vesselâm) tekrar): "Git
abdest al!" emretti. Adam gitti, abdest aldı, geri geldi.
Bir adam: "Ey Allah`ın Resulü, ona niye abdest almasını emir
buyurdunuz?`` diye sordu. "O, dedi, izârını sarkıtmış olarak
namaz kılıyordu. Allah, izarını sarkıtan erkeğin namazını
kabul buyurmaz!`` Ebu Dâvud, Libas 28, (4086). MEST ÜZERİNE
MESHETMEK 3665 - Muğire İbnu Şu`be (radıyallahu anh)
anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`la
beraberdim. Bana: "Ey Muğire, su kabını al!`` emretti. Ben
de onu aldım. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (la
tenhaya gittik. O) benim gözümden kayboldu, kaza-yı hâcet
yaptı, (geri döndü). Üzerinde Şâmi bir cübbe vardı. (Abdest
almak için hazırlık yaptı. Cübbesinin yenlerini çemreyip)
kollarını çıkarmaya çalıştı. Ancak (yenler) dardı. Ellerini
(yenlerin uç kısmından geri çıkarıp cübbeyi sırtına koyup
kollarını) alttan çıkardı. Ben su döktüm, namaz için abdest
aldı. Mestleri üzerine meshetti, sonra namaz kıldı." 3666 -
Bir diğer rivâyette: "Mestlerini çıkarmada yardımcı olmak
için eğildim. Bana: "Bırak onları, zirâ ben, abdestli olarak
mestlerimi giyindim" buyurdu ve üzerlerine meshetti.`` Bu
Sahiheyn`in lâfzıdır. 3667 - Müslim merhumun bir diğer
rivayetinde: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestleri,
başının ön kısmı (alnı) ve sarığı üzerine meshetti ``
denilmiştir. 3668 - Ebu Dâvud`un bir diğer rivayetinde: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) mestleri üzerine meshetmişti; ben:
"Ey Allah`ın Resulü! yoksa unuttunuz mu?`` dedim. "Bilakis,
dedi, belki sana unutturuldu. Aziz ve celil olan Rabbim,
bana böyle emretti.`` Buhari, Vudü 48, 3 5, 49, Salât 7, 25,
Cihâd 90, Megâzi 80, Libâs 10, 11; MüsIim, Taharet 77, 79,
81, 82, (274); Muvatta, Tahâret 42, (1, 36); Ebu Dâvut,
Tahâret 59; (149, 150; 151); Tirmizi, Tahâret 72, (97, 98,
99, 100); Nesâi, Tahâret 96, 97, 100, 87, (1, 82, 83, 84,
76). 3669 - Hz. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) mestleri ve örtüsü üzerine meshetti."
3670 - Ebu Dâvud`un rivayetinde şöyle denmiştir: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) ihtiyacı için (araziye) çıkardı.
Ben de O`na su taşırdım. (Kaza-yı hâcet yapınca) abdest
alırdı. Bu sırada sarığı ve "bot`` ları üzerine meshederdi."
Müslim, Tahâret 84, (275); Ebu Dâvud, Tahâret 59, (153);
Tirmizi, Tahâret 75, (101); Nesâi, Tahâret 86, 96 (1, 75,
81). 3671 - Ebu Übeyde İbnu Muhammed İbni Ammâr İbni Yâsir
anlatıyor: "Câbir İbnu Abdillah (radıyallahu anh)`a mest
üzerine meshetme hususunda sordum. "Ey kardeşimin oğlu, bu
sünnettir `` buyurdu. Bunun üzerine sarık üzerine meshetme
hakkında sordum: "Saça meshet!`` diye cevap verdi.`` Tirmizi,
Tahâret 75, (102). 3672 - Cerir İbnu Abdillah el-Beceli (radıyallahu
anh)`nin anlattığına göre, Cerir, abdest alıp mestleri
üzerine meshedince, kendisine: "Mest üzerine mesh mi
yapıyorsun`` diye sormuşlardır. O da: "Evet demiştir, ben
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ı gördüm. Bevletti sonra
abdest aldı. (Sıra ayaklarına gelince, yıkamayıp)
mestlerinin üzerine meshetti `` dedi. Buhari, Salât 25;
Müslim, Tahâret 73, (272); Tirmizi, Tahâret 70, (93); Nesâi,
Tahâret 96, (1, 81). A`meş der ki: "İbrahim Nehâ`i dedi ki:
"Bu hadis, Abdullah İbnu Mes`ud (radıyallahu anh)`un
ashabını taaccübe (hayrete) sevkediyordu, çünkü Cerir (radıyallahu
anh)`in müslüman oluşu Mâide süresinin nüzülünden sonra idi."
3673 - Ebu Davud`un rivayetinde Cerrr şöyle demiştir: "Meshetmekten
beni ne alıkoyacak? Zira ben Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)`ı meshederken gördüm!`` Bu sözü üzerine Cerir`e:
"Bu, Mâide suresinin nüzûlünden önceydi`` dendi de şu cevabı
verdi: "Hayır! Ben kesinlikle Maide suresinin nüzûlünden
sonra müslüman oldum." Ebu Dâvud, Tahâret 59, (154). 3674 -
Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm), Mekke`nin fethedildiği gün, beş vakit namazın
hepsini tek bir abdestle kıldı ve mestlerine meshetti. Hz.
Ömer (radıyallahu anh): "Bugün, hiç yapmadığın bir şeyi
yaptın!`` dedi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Âmmden
(bilerek) yaptım ey Ömer" cevabını verdi.`` Müslim, Taharet
86, (277); Ebu Dâvud, Tahâret 66, (172); Tirmizi, Tahâret
45, (61); Nesai, Tahâret 101, (1, 86). Tirmizi ve Nesai`nin
rivâyetinde mesh`in zikri geçmez.) 3675 - Hz. Mugire (radıyallahu
anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) abdest
aldı ve çoraplarının ve ayakkabılarının üzerine meshetti.
Ebu Dâvud, Tahâret 61, (159); Tirmizi, Tahâret 74, (99). Ebu
Dâvud der ki: "İbnu Mehdi, bu hadisi rivâyet etmezdi. Çünkü
Muğire (radıyallahu anh)`den bilinene göre Aleyhissalâtu
vesselam mestlerine meshediyordu." Yine Ebu Dâvud der ki:
"Bu hadis Ebu Musa el-Eş`ari (radıyallahu anh) tarafından da
rivâyet edilmiştir: "Aleyhissalatu vesselam çorapları
üzerine meshetti." Ancak bu rivâyet muttasıl ve kuvvetli
değildir, (zayıftır). Ebu Dâvud der ki: "Çorap üzerine Ali
İbnu Ebi Tâlib, İbnu Mes`üd, Bera İbnu Azib, Enes İbnu Mâlik,
Ebu Ümame, Sehl İbnu Sa`d ve Amr İbnu Hureys (radıyallahu
anhüm ecmain) ecmain de meshetmiştir. Bu tatbikat Ömer
İbnu`I-Hattâb ve İbnu Abbâs (radıyallahu anhüm)`dan da
rivayet edilmiştir. 3676 - Evs İbnu Evs es-Sakafi (radıyallahu
anh) anlatıyor: "Ben, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ı
bir kavmin kuyusuna gelmiş, abdest alırken gördüm. Abdestini
aldı, ayakkabılarına ve ayaklarına meshetti." Ebu Dâvud,
Tahâret 62, (160). 3677 - Muğire (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Resulullah aleyhissalâtu vesselâm mestin üst ve aşağı
kısımlarını meshederdi." 3678 - Ebu Dâvud`un rivayetinde
şöyle gelmiştir: "Resulullah aleyhissalâtu vesselam
mestlerinin sırtlarına meshederdi." Tirmizi`nin bir başka
rivâyetinde de böyle denmiştir. Tirmizi 72, 73, (97, 98);
Ebu Davud, Tahâret 63, (161, 165); Nesâi, Tahâret 63, (1,
62). 3679 - Hz. AIi (radıyallahu anh) buyurdular ki: "Eğer
din insanın fikrine göre olsaydı, mestin altını meshetmek,
üstünü meshetmekten evlâ olurdu. Ancak ben Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)`ın mestin üstünü meshettiğini gördüm." Ebu Dâvud,
Tahâret 62, (162). 3680 - Bir başka rivâyette şöyle
gelmiştir: "Hz. Ali (radıyallahu anh)`yi abdest alırken
gördüm, ayağının sırtını meshetti ve dedi ki: "Eğer ben
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ı böyle yapar
görmeseydim (ayağın altını meshetmeye daha Iayık düşünürdüm)
dedi." 3681 - Bir diğer rivayette de şöyle gelmiştir: "Ben,
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ın ayağın üstünü
meshettiğini görünceye kadar, dâima, altını meshetmenin evlâ
olduğunu düşünürdüm."` Ebu Dâvud, Tahâret (63, 162,163,
164). 3682 - Şüreyh İbnu Hâni anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu
anhâ)`ya mest üzerine meshetmekten sormaya geldim. Bana: "Sana
Ebu Talib`in oğlu (Hz. Ali) (radıyallahu anh)`yi tavsiye
ederim, git ona sor. Zira o, Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) ile birlikte seyahatlerde bulunmuştur!" dedi.
Bunnun üzerine gidip ona sordum. Şu cevabı verdi: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm), (mesh müddetini) yolcu için üç gün
üç gece tuttu, mukim için de bir gün bir gece tuttu.``
Müslim, Tahâret 85, (276); Nesâi, Tahâret 99, (1, 84); İbnu
Mâce, Tahâret 86, (552). 3683 - Saffan İbnu Assâl (radıyallahu
anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yolcu
olduğumuz zaman, bize mestlerimizi üç gün üç gece, cenâbet
hali dışında küçük ve büyük abdest bozma, ve uyku sebebiyle
çıkarmamamızı emrederdi." Tirmizi, Tahâret 71, (96), Da`avât
102, (3529, 3530); Nesâi, Tahâret 98, (1, 83, 84); İbnu Mâce,
Tahâret 86, (554). 3684 - Ubey İbnu İmâre (radıyallahu anh)
-ki bu Sahâbi, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile
birlikte her iki kıbleye namaz kılan ilklerdendir- anlatıyor:
"Bir gün Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)`a gelerek
sordum: "Ey Allah`ın Resulü! Mestlerimin üzerine meshedeyim
mi? `` "Evet!`` buyurdular. Ben tekrar: "Bir gün mü?`` dedim.
"Bir gün!`` buyurdular. Ben tekrar: "İki gün (olsa)?`` dedim.
"İki gün!`` buyurdular. Ben tekrar: "Üç gün (olsa)?`` dedim.
"Evet! dilediğin kadar!`` buyurdular.`` 3685 - Bir rivayette
de "..Hatta yediye kadar ulaştı. Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm), sonunda: "Evet! Sana uygun geldiği kadar!"
buyurdular." Ebu Dâvud, Tahâret 10, (158). 3686 - Huzeyme
İbnu Sâbit (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Mest üzerine meshetmenin müddeti
yolcu için üç gündür. Mukim için bir gün bir gecedir!" (Bir
başka rivayette şu ziyade gelmiştir): "Biz bu müddetin
uzatılmasını taleb etseydik, bize mutlaka uzatırdı.`` Ebu
Dâvud, Tahâret 60, (157); Tirmizi, Tahâret 71, (95); İbnu
Mâce, Tahâret 86, (553). ABDEST VE GUSÜLDE KULLANILACAK SU
MİKTARI 6037 - Abdullah İbnu Muhammed, babası tarikiyle
dedesi Akil`den naklediyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm: "Abdeste bir müdd, gusle de bir sa` su yeterlidir"
buyurmuştu" dedi. Bunun üzerine orada bulunan bir zât Akil`e:
"Bu kadar su bize yetmez" diye itiraz etti. Akil de: "Bu
kadar su, senden daha hayırlı, saçı da senden daha çok olan
zata yetti" diye cevap verdi. Burada kastettiği kimse
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm idi." ABDESTSİZ NAMAZ
MAKBUL DEĞİL 6038 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselâm`ı şöyle derken işittim: "Allah,
temizlik olmadan namazı, çalınan maldan da sadakayı kabul
etmez." ABDESTİ MUHAFAZA 6039 - Hz. Sevbân radıyallahu anh
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Her hususta dosdoğru istikamet üzere olun; meyletmeyin. Ama
buna güç yetiremezsiniz. Öyleyse bilin ki, en hayırlı
ameliniz namazdır. Kâmil mü`minden başkası abdesti (hakkı
ile) muhafaza edemez." 6040 - Ebu Ümame radıyallahu anh,
Resûlullah`tan naklen anlatmıştır: "İstikamet üzere olun!
İstikamet üzere olsanız, bu ne iyidir! Amellerinizin en
hayırlısı namazdır. Abdesti ancak kâmil mü`minler (hakkıyla)
muhafaza ederler." TEMİZLİĞİN SEVABI 6041 - Abdullah İbnu
Mes`ud radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah`ın Resulü
denildi. Ümmetinden, görmediğin kimseleri (Kıyamet günü)
nasıl tanıyacaksın?" Şu cevabı verdi: "Ümmetim, abdest
sebebiyle alınlarında nur, kollarında nur, ayaklarında nur
taşıyacaklar (bu nurla onları tanıyacağım)." 6042 - Humrân
Mevla Osman İbni Affan radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Osman
İbnu Affan`ı oturma yerlerine otururken gördüm. Abdest suyu
istedi ve abdest aldı. Sonra da: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm`ı oturduğum şu yerde oturmuş, benim şu abdestim
gibi abdest aldığını gördüm. Abdestten sonra şöyle demişti:
"Kim şu abdestim gibi abdest alırsa, geçmiş (küçük)
günahları affedilir." Resûlullah sonra şunu ilave etti: "Sakın
gurura düşmeyiniz." MİSVAK 6043 - Ebu Ümame radıyallahu anh
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Dişlerinizi misvaklayın. Çünkü misvak ağız için temizlik
sebebidir, Allah`ın rızasına vesiledir. Cibril her gelişinde
bana misvakı tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz
kılacağından korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endişe
etmeseydim bunu onlara farz kılardım. Ben öyle (ciddi)
misvak kullanırım ki, öndeki dişlerimin (veya diş etlerimin)
diplerinden kazınacağı endişesine kapılırım." 6044 - Hz. Ali
radıyallahu anh buyurmuştur ki: "Muhakkak ki ağızlarınız
Kur`ân`ın yollarıdır, onları misvakla temizleyin." |
|
|
|
|